Çoban Mehmet
Çoban ve Mehmet …
Kalk oğlum kalk.
Ne var ana yine ya…
Kalk oğlum sığır gidiyor
Eyi giderse gitsin ya ne yapayım. Biraz uyutmuyorsunuz adamı ya. Sabahın köründe kaldırıyorlar şuna bak daha güneş bile eyice doğmamış
Ben sana kalk demedi mi lan beynamaz. Ne Namaz var ne abdest bir üzerine güneş doğacakmış. Kalk şimdi kemiklerini kıraçam çabuk kalk dedim sana.
Tamam kalkıyoruz işte görmüyor musun?.
Buda böyüyüp adam olacak ekmek kazanacak şuna bak öglen olası oldu kaç sefer bağırdım. Kalksana oğlum sen bu adamda nere gitti
Çay piştimi herif ..
Tamam demledim demledim gız taman gelin gari…
Tamam ineği sagdım geliyom sen sofrayı kuradur
Nerede ya bu bardaklar.
Bardaklar tamam. Keş, zeytin tahını neye katacaktık tamam buldum…
Memet kalksana oğlum hadi şimdi arkadaşların gidecek hadi.
…..
Sofra kurulur Mehmet elini yüzünü yıkamadan sofranın başına oturur
Anası oglum yüzünde şeytanlar abalaşıyor kalk elini yüzünü bi yıka
Baba çayları katar ve üçü sofrada anne baba ve Memet aceleylen atıştırdılar. Ekmek çabuk yenir ve çaylar sıcak sıcak içildikten sonra
. baba. Bugün nereye gideceksiniz bak dikmende güzel otlar var oraya gitsenize .. sandının malları oraya geliyor sizde orada git senenize .
Ya baba ora çok uzak git git bitmiyor ya yaylaya gider gibi. Hem sen kiminlen gidecen valla hasanın ayşe,aliyenin Mehmet, velinin Hüseyin fark etmiyor birisi önde diğerleri onun arkasından herkes aynı gidiyoz .
Azıgım hazır mı ana . hazır hazır yumurta patates yinemi ya bıktım yumurta patates yemekten oglum başka ne bulayım ben sana.. ne bulursan bul ben her sabah ğüneş dogmadan kalkıyom o kadar yüriyom bı de beklıyom ama herğün aynı yemegi yiyim bıktım ya bıktım ben ğidiyom..
….
Sarı öküz önde kara dana arkasında haydin bakalım toplanır öküzler danalar yola çıkılır hayvanlar onde arkadaşlar arkada konuşarak sığırların otlayacağı yere isteksiz isteksiz yürümeye devam edilir.
Kahıtları aldın mı la Hüseyin aldım aldım… şu karşı varya oraya gidelim orda boş yer çok bırakırız malları kahıt oynarız. Ora çok uzak olsun gidelim..
Varırlar bozarmutlara . yemyesil dilfirler şöyle bir etrafı kol açan ettikten sonra
oturulacak ıyı bır yer bulunur burası hem ılık hem golge bıryer olacak ve butun tarla gorünecek hayvanlar rahat seçılecek bır yer bulunur ve oturulur ve bi yandan konusulur bı yandan hayvanlar kontrol edilir biraz dinlendikten sonra getir la getir kahıtları .. ne oynayacaz bi biti oynayalım yenilen malları çevirir. Tamam la Mehmet ayşede gelirler ve şans yoktur mehmetde hep yenilir derken uzaklaşan malları çevirmek düşer ve mecburdur cevirmeye . giderken birde ne görsün armut agacının ses gelir derinden bakar etrafına agacı tek tek kontrol eder yok sesin geldigi yer bulamaz sonra armut agacının bögründeki delik gözüne ilişir.
La Hüseyin gelin la
gelin bi şey var burada
ne var la ,
yuva yuva vallahamı koşun la koşun .
gelirler hani la nerde hani göster.
Bak bak şu agacın içindeki delikten.
Ulan ilan olmasın neh der ve tırsar .
Hüseyin toplanırlar ağacın etrafında tüm çocuklar.
Herkes merak içinde ne var acaba agaçtaki delikte hiç kimse cesaret edemez hemde agacın bögrüne kim yuva yaparki. Sıgırcık olurmu olmaz körserçe olmaz. Bülbül hiç olmaz tarla sercesi o hiç olmaz corlak oda yerde olur saksaganmıki bu la yoksa ibibik olmasın gök garga mı derken epeyi bir vakit geçer. İçeride ses gelir hafif ince gargaya benzer bir kuş neyse .
Haberleri yoktur ağacın üstündeki yılandan.
Yuvadaki yavruları tam yiyecekken gelmiş Mehmet gürültüden gizlenen yılan nasıl agaçdan kendini aşagı atmıştır ve dagılır kalabalık pırna
Ayaklaşı dolaşır kaçar lar hepsi neyse ki yılan uzaklaşır yamaç aşagı dogruda bir nefes alırlar derinden . toprlanırlar tekrar agacın etrafında derken bu sefer gelir bagrıga uzaktan ihtiyar çoban . bagrıga ve ne olup bittgini sorar . olanları heyacanla anlatır çocuklar ve cobanemmi toplar ve anlatır hikayeyi çocuklara yuva bozanın başıana gelenleri..
Yuva yıkmak yuva bozmak bizim işimiz degil der . bakın bu tabiatta her gördügünüz varlıgın bir görevi var . nasılmı derseniz o sizi korkutan yılanın bile bir görevi var sizi nasıl korkuttu degil mi. Yılanlar farenein düşmanıdır yılan olmasa fareler çoğalır fare çoğalınca ekine ota zarar verir ve ekin ot olmaz bu tabiat zannedilen şey aslında hepsi bir denge üzerine kurulmuştur çocuklar siz bu yuvayı bozarsanız o kuş ne yapacak o kuşun size ne zararı varki yuvasını bozacaksınız öyle degilmi. Mesala sizin yuvanız bozulsa neyaparsınzı biri geldi evinizi yıktı gitti ve dışarıda kaldınız haliniz ne olur deyince ikna olur çocukların hepsi ama bir tanesinin şüphesi vardır anlatılanlardan inanmış gibi gözüksede geçiştirir ve topluluk sessiz dagılır.
Düşünceli düşünceli uzaklaşırlar agacın yanından ve hayvanların yanına dogru kafalarında binbir soru ile giderler cobanın anlattıkları ne güzel şey hiçkuşların yuvası bozulrmu diye içlerinden geçirirler ve uzaklaşırlar.
Ne yapalım Mehmet diye seslenirler ve hotak oynayalım hotak .. hotak oyunu bir tane yuvarlak taş bir yere dikilir ve düz yassı taşlarla dikilen hedefe atış yapılır. Bir ebe ve digerleri oyuncudur. Ebe yuvarlak taşın başında bekler atış yaplır sıra ile . yuvarlak taşa atılır ve ta uzaklara gitmesi için vuruş yapılır. Vuramasa atış yapılan hotak orada mahsur kalır. Taki biri enigi vurup uzaklaştırana kadar . enik uzaklaşınca ebe vurulan enik taşı alıp tekrar yerine dikene kadar hotagı alabilirsen kurtulun alamaz isen ebeye yakalanırsan ebe degişir yakalanan ebe olur. Bu şekilde devam eder gider genelde gençler arasında oynanırken zevkli olur koşanlar yakalayanlar ve ebeler gıcılar hotaklar ve oyanmaya başlarlar üç kişi oyun zevkle başlar derken Mehmet ebe olur ayşe ebe olur uzar gider oyun ama Hüseyin gelmemiştir oyun oynamaya.
Nerde bu Hüseyin diye merak ederler bakarlar saga sola Hüseyin yok bagırırlar Hüseyin nerdesin Hüseyin nerdesin derken hüseyinden ses çıkmaz . ve telaşlanırlar aramaya başlarlar Hüseyin
Hüseyin neredesin Hüseyin haydi gidecez gidecez ögle oluyor bak .
Hüseyin yok geriye dogru yılanın oldugu yuvanın bulundugu agaca dogru bakalım belki ordadır bakalım derken. Yaklaşınca birde ne görsünler agacın dibinde Hüseyin yatmakta ve bayagın başından kan akmış Hüseyin Hüseyin ses çıkmaz bir telaş alır yaklaşırlar hüseyinden ses yok
Bagırırlar hüseyine bir şey olmuş koşun hüseyien bir şey olmuş koşun hüseyine bir şey omuş telaşla uzaktakiler yakındakiler koşuşur gelirler Hüseyin yuvadan kuşu almak isteken kafasının üstüne düşer ve kafası yerdeki taşa gelir ve ve yaralanır orada bayılır. büyükler gelir etraftan kucaklarla araba yok mu araba ara ba çağırın aşağı yola kadar taşırlar ve araba ile bozkıra tarlar ve öğleden sonra
Gelir hastaneye gidenler ne olmuş ne olmuş
İyi ki başından kan akmış akmasa beyin kanaması olurmuş şimdi iyi ayıktı
Hastanede yatacak
Moraller biraz düzelir ve üzüntü geçmez ama Mehmet in aklına çobanın anlattığı gelir yuva bozulmaz bozmayın yuvayı dediği akla gelir ya Hüseyin dinlemedin der dinlemedin
Ne kadar güzel konuştu çaban ne kadar dogru söyledi.
Valla adam caban diyolarda bir çok adamdan bilgili degilmi. Şimdiye kadar kim anlatı bize bir yuvanın yıkmanın ne kadar kötü oldugunu kim anlattı bize her şeyin bir düzen içinde oldugunu öyle degilmi her şeyin tersi var tek olan sadece allahtır..
Muhammed Hüseyin Kubilay












