Ethem Arı ile reportaj
Ne zaman doğdunuz?
1944 yılında Erdoğan köyünde dünyaya geldim.Babam Yusuf annem Ayşe arı’dır.
Köyde kaç yaşına kadar yaşadınız?
On yaşına kadar köydeydim.İlkokul üçten sonra okuma hayatıma nokta koydum daha sonra İstanbul’da ilkokulu dışardan bitirdim.O zamanlarda üçten sonra okula Kayacık ve Ahırlı’da devam ediliyodu.Şimdiki gibi taşımalı eğitim yoktu.Karda kışta oralara gitmek çok zordu onun için devam edemedik dışardan bitirmek zorunda kaldım.
Sizin küçüklüğünüzde köy nasıldı?
Benim küçüklüğümde köy çok güzeldi.Sular boldu.Köy kalabalıktı.İnsanlar o zamanlar genelde çiftçilikle uğraşırlarda.Gurbete o giden kişi çok azdı.Sular çok olduğu için verimde çok güzeldi o zamanlarda.Elma bahçeleri felan fazla yoktu o zamanlar.Üç tane un değirmeni vardı.Daha sonralardan elma bahçeleri ekildi.Ama bilinçsiz ekildiği için istenilen ürün kalitesi bir türlü olmadı.Elma ne kadar para etsede bizim buranın elması özellikle büyük şehirlerde (istanbul,ankara)gibi para etmiyo.İnşaallah bundan sonra köylülerimiz bilinçli işler yapıp hem köyümüze hemde kendilerine daha iyi katkı sağlarlar.Artık biliçli tarım yapma zamanı.Özellikle değişik meyvelar kiraz gibi ceviz gibi üzüm gibi bahçelerin ekilmesi köyümüz açısından daha iyi olcaktır diye düşünüyorum.
Ne zaman gurbete çıktınız?
Dokuz yaşındayken Konya’da fırında çalıştım.Sonra köye geriye geldim.Bir sene köyde durduktan sonra, Aydın Söke’ye gittim.Söke’de 6 ay çobanlık yaptım.O zamanın parası ile 300 lira para almıştım.Tabi o zamanlar iyi paraydı.Sonra tekrar köye geri geldim.Babamı erken kaybettiğimiz için eve abimle ikimiz bakıyoduk.Zor günlerdi o günler.Sonra köyde 6 ay hergele çobanlığı yaptım.O zamanlar köyümüzde hayvancılık çoktu.Normal büyükbaş hayvanların çobanı vardı birde küçükbaş hayvanların çobanları vardı.Küçükbaş hayvanlar topluluğuna hergele denirdi.Menderes başa geldiği zaman İstanbul’a yeni gelmiştim.İlk olarak su sattım.Askere gidinceye kadar su satmaya devam ettim.Daha sonra askere gittim geldim.Askerden sonra manav dükkanı açtım.O zamanlar marketler felan olmadığı için manavda çok güzel iş yapıyoduk.Günde küçük bir kamyon mal bitiriyoduk.Daha sonra büfe açtım,fırın açtım,toptan un ticaretine başladım,kahve işlettim.O zamanlar İstanbul boştu tabi.İnsanlar yeni yeni gelmeyeme başlamışlardı.Çok fakirdi tabi insanlar.Ben yenisahra mahallesine geldiğim zaman bir araba bende vardı başka kimsede yoktu.E-5 karayolundan geçen arabaları sayarlardı çocuklar şimdiyle kıyaslamak mümkün mü?
Yayla ile irtibatınız nasıl?
Nisanda köye geldiğim zaman ilk fırsatta yaylaya çıkıyorum.Tabi Nisan’ın gelmesini iple çekiyorum .Yaylaya çıktığımız zaman 3-4 gün kalıyoruz.Temiz havası buz gibi suları insana ayrı bir keyf veriyo.Rabbimize bize bu nimetleri verdiği için bol bol şükretmemiz gerektiğini hatırlatıyo.Köyde gençler yaylayı unutmuşlardı ilk olarak Ragıp Arı, Arı, Ali Çetin ile Sorkun köyünden kepçe getirdik yolları açtık.İlk olarak arabaları yaylaya biz çıkardık.Küçük çeşmeyi yaptık.Benim şimdiki düşüncem köy olarak yaylaya ortak bir ev yapılmasıdır.Bizden önceki insanlar ne zorluklarla yaylayı almış bize bırakmışlar.Bizde bizden sonrari nesle birşeyler bırakmamız lazım.
Şu anda ne yapıyosunuz?
Şu anda emekli oldum.Kışın 3-4 ay İstanbul’da kalıp sonra tekrar köye dönüyorum.Yazları köyde geçiriyorum.Emekliliğin tadını çıkarıyoruz artık.
Sizin köy hakkındaki düşünceleriniz neler?
Bizim köyümüz gerçekten çok güzel bir köy.Bizde köylüler olarak birlik olmamız lazım.Köyümüzün ne eksiği var birlikte tespit edip yapmamız lazım.Misal köyde minare yokken bir gün Mehmet Ünal’ın yanına gitmiştim.Ethem amca dedi bütün köylerde minare varken bizim köyümüzde niye yok dedi ve ilk olarak maddi ve manevi desteği veren odur sağolsun.Daha sonra Bozkır’kılar gününde yardım topladık ve ALLAH bir şekilde minareyi yapmayı bize nasip etti emeği geçen herkesten ALLAH razı olsun.İnşaallah Rabbim hepsine razı olduğu kullardan olmayı nasip eder.Tabi minareden artan para ile mezarlığa su getirdik,çeşmenin suyunu depoya getirdik.Şu anda elektrikler kesildiği zaman sular gidiyo.Yazın suyumuz yetmiyo.Onun için köyümüze 100 tonluk bir depo ihtiyacı var diye düşünüyorum ben.Eğer hemşehrilerimiz minare olayında olduğu gibi desteklerini esirgemezlerse bu işin üstesinden gelceğimizede inanıyorum.Fahri Kubilay kardeşimizin dile getirdiği gibi türbeyi restore etsek çok güzel olcak.Dediğim gibi bizler birlik olduktan sonra üstesinden gelemiyeceğimiz iş kalmaz.Özellikle gurbetteki köylülerimizin desteği çok önemli tabi.Her zaman olduğu gibi inş bu işlerdede bizleri yalnız bırakmıyacaklarına inanıyorum ben.
Kıtmetli vaktinizi bize ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.Bizde erdogankoyu.com ailesi olarak köye bir çivi çakanın bile arkasında olcağımızı bilmenizi isteriz.Saygılar,Sevgiler.





