Mustafa Çalışkan ile röportaj

  Nerede kaç yılında doğdun.

1954 yılında Erdoğan köyünde dursun Çalışkan Havva Çalışkanın ikinci çocuğu olarak dünyaya geldim. Benden önce benim ismimi taşıyan gabimin bir yaşında  ölmesi ile onun adını almışım. Evin en büyük çocuğuyum üç oğlan üç kız olmak üzere altı kardeşiz.  Ahmet ( Seydişehir’de marketçilik yapmakta) Niyazi (Seydişehir’de marangozluk yapmakta) Ayşe Büyüköz köyüne gelin gitti, Havva Arasöğüt köyüne gelin gitti, Raziye Konya’ya gelin gitti.

 İlkokulu nerede nerde okudun.

O zamanlar köyümüzde okul yoktu.   Bizim köyde dedeme ait köy odasında iki sene okudum. Ahırlı Süleyman eğitmen diye iri uzun boylu bir adamdı. Erol Akbaş, Ahmet Arslan, Raşit Arslan, Ümmühan Yıldırım, Leyla Yaman, Muharrem Turna hatırımda kalamayan 15 kişi iki sene odada okuduk. Üçüncü sene okul yerine yeni bir bina yapıldı. Okul değilde dolayıdaki şu an çobanların ve imamın oturduğu evin alt kısmında bir yıl okuduk.  Köyümüz eğitmenli olduğu üç yıl sonrası mezun olarak Erol arkadaşımla Aliçerci köyü ilkokuluna kayıt olduk. Her gün köyden yaya olarak Aliçerçi ye gittik geldik. Üçüncü sınıfı bitiren bazı arkadaşlarda Ahırlıya gittiler.  Biz ali çerçiyi tercih ettik. Çünkü Aliçerçide dedemin akrabaları vardı. Kış aylarında onların yanında kalabilirdim.

 Aliçerci deki öğretmenin ismi ne.

mus1

 İsmi Osman olarak hatırlıyorum. İri yarı uzun boylu bir öğretmendi.   Üç dört beşinci sınıflarda o zamanlar otuz beş kişi vardı. Ali çerçi okulu yeni yapılmıştı. Hiç ağaç yoktu o zamanlar çam ağaçları dikmiştik.

 O zamanlara ait bir anınız var mı?

 O zamanlar şimdiki şose yoldan gider gelirdik araç çok az çalışırdı. Belki günde birkaç araç anca geçerdi. Karayollarının aracı ise her sabah akşam bozkıra gider gelirdi ve çoğu zaman bizi arabaya bindiren Sandılı şoför İbrahim amcayı hatırlarım. Son sınıfa geldiğimiz zaman bozkırdan yeni tayin olan öğretmen geldi.  Matematik dersinde bir soru sordu. O zamanların meşhur şapka sorusu idi. öğretmen sordu yapacak olan var mı dedi biz iki arkadaş parmak kaldırdık.  Bize siz oturun kendi defterinize yapın dedi öğretmen tahtaya yaptı bizde deftere yaptık. Sonuç aynı olmasına rağmen çözüm şekli değişikti ben öğretmene sizin yaptığınız yanlış dedim. Öğretmenle tartıştık öğretmen beni azarladı. Bu benim gücüme gitti. Okuldan çıktıktan sonra Aliçerçi den Ahırlıya Süleyman eğitmeni bulmak için gittik. Süleyman eğitmeni kahvede bulduk. Onu görünce ağlamaya başladım. Süleyman eğitmen bizi bir masaya oturttu bize çay söyledi. Dediniz ne diye sordu. Durumu ona anlattım. Olgum senin yaptığın hesap doğru ama yaptığın hareket yanlış ve öğretmenle iyi anlaşmamızı ufak tefek problemleri dışarıda çözmemizi söyledi. Aradan bir hafta zaman geçti Süleyman eğitmen öğretmeni görerek bize sahip çıkmasını söylemiş.  Ondan sonra öğretmenle arkadaş olduk. Ve ilkokul böyle bitti.

 Ortaokulu nerede okudunuz?

   Ortaokul o zamanlar sadece Ahırlıda yeni açılmıştı. Ve ortaokulun ilk örgencileri bizler idik. Bizim köyden muharrem turna, Raşit Arslan, Hacıahmet Arslan, galip akkuş, Ali Atasever ve köyden üç yıl boyunca Ahırlıya yaya yürüyerek gittik geldik. Kış aylarında çok soğuk olduğu için ev tutarak orada kaldı. Biz okurken ahırlıda çok büyük bir kavga olmuştu. Ve bu kavgada dört kişinin öldürüldüğünü unutmadım.

 1969 yılında ahırlı ortaokulunun ilk mezun örgencileri olduk.  Ortaokul bitince bozkır lisesine kayıt yaptırdım. Bizim köyden benden başka örgenci yoktu. Bozkırda bir ev tutarak şu an Seydişehir’de kitapçı olan Kuruçay lı hasan dinç ile aynı evi paylaştık bozkır lisesinde ilk yıl ikmale kaldım. İkmal imtihanına girmediğim için sınıfta kaldım.  O yıl İstanbul da kazandığım ile tekrar okula devam ettim.

 Ve ikinci sınıfa geçtim yaz dönemi tekrara İstanbul’a gittim. İstanbul’da şehzade başında yoldan karşıdan karşıya geçerken bir taksi bana çarptı. Kafamdan hafif şekilde yaralandım. Şehzade başında hastaneye kaldırdılar. O gece orada yattıktan sonra kaza yapan aracın sahipleri fatih deki evlerine götürdüler üç gün orada yattım. Ondan sonra şehzade başındaki bekâr arkadaşlarla kaldığım hana geldim çalışacak durumda olmadığım için köye geldim. Bu arada babamgil benim amcamın kızı ile nişanlanmamı istediler ben kabul etmeyince babam benim okul masraflarını karşılamayacağını söyledi

 Kaza geçirdiğim için o yıl para kazanamamıştım. Bu sebeple okula ikinci sınıfın sömestr tatiline az bir zaman kala okulu bıraktım

   Okulu bıraktıktan sonra ne yaptınız?

 Okulu bıraktıktan sonra tekrar İstanbul’a gittim.  İstanbul’a bizim köyden  giden çok insan vardı. Hepsi bir handa kalır seyyar satıcılık yapardı. Ben ise Kadıköy’de seyyar satıcı arkadaşlarla birlikte kaldım. Yaz aylarında seyyar satıcılık bozkırlıların çoğunlukta olduğu bir işti. Bizde seyyar sebze meyve satardık. Genelde şeftali kiraz, üzüm elma armut muz satardık.  Erenköy toptancı halinden aldığımız malları Kadıköy iskelesinde kilise meydanında yel değirmeninde satardık.

Mesela kaça alır kaça satardınız. Yevmiye kaça gelirdi. Para kazanıyor muydunuz?

Halden aldığımız malların hepsini akşama satardık ve ertesi gün yeniden mal alırdık ve günde ortalama yirmi-otuz lira para kazanırdık. O zamanlar bu paralar büyük paraydı. Bir memurun maaşı iki lira civarında idi biz ise ayda sekiz yüz dokuz yüz lira para kazanıyorduk. Ama sadece bu iş yaz aylarında yapılırdı. Kış aylarında ise büfede çalışırdık.

 Pekâlâ, o zaman bu kadar kazandığınız parayı ne yaptınız hep seyyar satıcılık mı yaptınız hiç dükkân açmayı düşünmediniz mi?

 Askere gidinceye kadar kazandığımız parayı tutmadık hemen hemen hepsini harcardık. Asker dönüşü tekrar İstanbul’a çalışmaya gittim. Yaz döneminde 1976 yılında 16 bin lira para kazandım. İstanbul dönüşü Konya’da dayımın yanına sapmıştım. Bademciklerden rahatsız olduğum için ameliyat olmama gerekir evlenme sen hadi. Dayım paramın olup olmadığını sordu bende 16 bin lira param olduğunu söyledim.  Dayım bu paranın 10 bin lirasına 10 tane gram içi altın alıverdi ve bademciklerimden ameliyat oldum ve köye geldim. Annem evlenmem için annem baskı yaptı evlenmeden bir yere gidersen hakkımı helal etmem dedi bende köyde kadım ahırlı belediyesine şoför lazım olduğunu söylediler. Müracaat ettim şoför olarak çalışmaya başladım bir müddet çalıştım. o zamanlar mazot kıtlığı olduğundan arabada mazot yoktu Konya da sebze getirmeye gidecektik ben belediye başkanına mazot olmadığını söyledim.  Belediyenin önünde depoda mazot olduğunu söylediler. Bende gece karanlıkta mazotu arabanın deposuna doldurdum araba arıza yaptı mazot küflü olduğundan bir türlü arabayı çalıştıramadım sabaha kadar çalıştık ve arabayı çalıştıramayınca Seydişehir’e ustaya geldik. Usta gitmedi bir arkadaşın yardımı ile mazot pompasının bazı yerlerini temizledik. Belediyenin yanına geldik herkes bizi konuşuyordu. Belediye başkanı da orada idi. Belediye başkanı vatandaşın konuştuğuna kulak tıkayıp halkın konuşmasına engel olmuyordu. Buda benim canımı sıkıyordu. Ve sonunda belediye dilekçe verip ayrıldım.

 Daha sonra ne yaptın Seydişehir’e ne zaman yerleştin?

 Ahırlı belediyesinden ayrıldıktan sonra köyden bahçe alıp elma topladım. Bir kısmını hale, bir kısmını İzmir de buzhaneye koydum. O yıl tahminim 200 ile 250 lira para kazandım. Bunun 125 lirasına bir hızar bir bileme aldım. Seydişehir’e bozkır yolu üzerinde Ahmet Çetinkaya’ya ait arsaya hızar dükkânı açtım. Bir yıl orada biraderle ortak hızarcılık yaptık. Bir yıl sonra ayrılıp kendim hayvan pazarı yakınında çatlı hacı Ahmet dedenin arsasına tekrar hızar dükkânı açtım. 1980 ihtilalinde kaymakam bey deli kaymakam hızarların cereyanlarını kesti bende pazardan keçi, teke alıp bir hafta boyunca mahallelerde hayvan keserek kasaplık yaptım. Daha sonra sanayiye taşınarak tekrar hızar dükkânı açtık.

 Seksen ihtilalinde hangi patiyi tutuyordunuz?

   Bizim köyümüzde yetişme tarzımız genelde sağcı bir anlayış vardı. Büyüklerimiz menderesi tutarlar daha sonra Demreli desteklerlerdi. Bizim gibi genç nesil ise milliyetçi hareket partisini desteklerdik. O zamanlarda Türkiye’de devlete karşı kurulmuş solcu örgütler vardı.  Bizler MHP nin bunlara karşı koymasından dolayı desteklerdik.

 Kaç yıl hızarcılık yaptınız?

 1976 yılında başlayan hızarcılık halen devam etmekte. O zaman yeni evlenip başladığımız meslekte şimdi çocuklarla birlikte çalışıyoruz. Eskiden hızarcılık belki biraz daha cazip bir meslekti. Allaha şükür çok para kazandık ekmek yedik ama şimdilerde ise iş azaldı.

 

 Pekâlâ, evlilikten hiç konuşmadık kaç yılında evlendin?

 1977 Ocak ayının dördünde karşı köyden kayacık köyünden Kamil Bülbülün kızı Dudu Bülbül ile evlendim. Bu evlilikten Yusuf, Fatih adında iki olgum Zarife, Havva, Derya ve Halime olmak üzere altı çocuğum oldu. Bunların dördü evli ve üç torunum var. Bugün itibari ile küçük olan Fatih 20 yaşında ve askere gidecek en küçük kızım halime ise lise birde okumakta.

 2006 yılında Konya ya doktor kontrolünden dönüşte çavuş yakınlarında geçirdiğimiz trafik kazasında eşim dudu vefat etti. Allah rahmet eylesin.

 Ve daha sonra bir yıl sonra 2007 yılında Mayıs ayında yeni eşim Saliha Aksoy ile evlendik. Sosyal sigortalardan 2003 yılında emekli oldum.   Olgum Yusuf ve fatihin işlettiği hızar dükkânına da ara sıra giderek onlara yardım ederim. Şu an 54 yaşında ve hızarcılık bizim yaşımızdakiler için zor olmaya başladı.

 Birazda eskilerden bahsedelim.

 Dedeme tırtık Niyazi babama deli dursun derler.  Biz Erdoğan köyüne Aliçerçiden gelmişiz. Dedemin babası köye imam durmuş. Dedem tırtık Niyazi çok çalışkan bir insanmış eskiden köyde bazı insanların bir öküzü olur yanına eşek koşarlarken dedemin beş altı öküzü olurdu. Köyün çoğunluğundan fazla çalışırmış. Dedemin kardeşi şevki açmamı köy odasında vurmuş. Bizim köyde ondan başkada cinayet olmamış.   Şevki amcam o zamanlar ağa imiş. Ve çekemediklerinden dolayı kiralık katil tutarak vurdurmuşlar. Katiller asarlıktan imiş ama onların destekçileri de bizim köyden varmış.

 Yaylaya gidermeydiniz?

 Benim çocukluğumda yaylaya hemen hemen her aile göçerdi. Ve bizler yaylaya göçmeyi çok isterdik.  Yaylanın havası suyu bir başka olurdu. Ebem rahmetli yaylada durur ve gelir giderdik.  Kışlık yakacağımız odunu yayladan getirirdik. Tabi bu belirli bir dönem sonra biti köyden kimse göçmeyiverdi.  Evler yıkıldı gitti şimdilerde tatil yapmaya gidiyoruz. Geçen yaz uzun süreden beri ilk defa gittim ve havası suyu ile yaylamızın ne kadar güzel bir yerde olduğunu gördüm bundan sonra her yaz iki günde olsa gidip oralarda kalmayı düşünü yorum.

1 Yorum

  1. merha komsu senin roporteci defalarca okudum cok duygulu
    yaylayi bende hatirliyorum hele o kizlar pinarinda dinlenme
    yapip aziklari yiyip tekrar yola devam ederdik yol 6 saat kadar surerdi ben koyden 64 yilinda ayrilarak istanbula ismail agamin
    yanina tasli tarla semtini gitim oto çirakligi yaptim bir sure sonra
    kadikoy yakayinda bakkal tahgahtari olarak çalistim 70 senesinde
    turk ticaret gemilerine calismaya basladim en son koye 69 senesinde
    gittim.gemilerde calismaya devam edtim 12 marta 1985 de brasilyanin
    riodejaneiro limaninda gemiden kaçtim brasilyada evlendi iki oglum var ibrahim 22 ozan 20 yasinda allaha bin sukur burada mal mulk
    sahibi oldum ilk seneler cok sikinti cektim bufecilik lokantacilik
    gemigiler icin barcilik yaptim insalah emekli oluncu turkiyeye koye
    geziye gelecem benim 60 oldu benim hayat hikayesi cok ozun. birdaki yazimda dahacok yazarim ben her ORKUT SITE sine giriyorum
    site ismi yavuz cetin itaguai brasil adresinde benimle yazisa bilirsiniz. tum koye ve benim akrabalara cok selamlar sihhali huzulu
    gunler mubarek RAMAZAN dilerim hosca kalin YAVUZ ÇETIN RIO DE JANEIRO /BRASIL

Yorum Yaz ( Türkçe gramer ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmaz. )