REMORKRASİ

osman1Yıllar önce bir piyeste izlediğim, iki kişilik bir oyunu daha doğrusu bir diyaloğun metnini sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz…

(İyi giyimli oyuncu elinde mikrofon sahneye çıkar) Merhaba efendim! Benim adım Reha. Bugün, sizlere çok farklı bir konudan bahsedeceğim. (Biraz, durur) Merak ettiniz değil mi? O halde hemen konumuzu söyleyeyim; DE – MOK – RA – Sİ!

Siz büyüklerimi tenzih ederim, ancak ülkemizde pek fazla bilindiğini sanmıyorum. İsterseniz bunu ispatlarım size. Aranızdan biriyle bu konuyu söyleşelim isterseniz.

-(Seyircilere doğru biraz bakar) Meselaaa siz, evet size söylüyorum. Beyefendi, lütfen sahneye gelir misiniz?

-(Diğer oyuncu etrafına bakar sonra) Ben mi?

-Evet, buyurun efendim. (Seyircinin sahneye gelmesini bekler) Hoş geldiniz! Bize kendinizi tanıtır mısınız lütfen?

-Hoş bulduk, adım Özgür efendim.

-Özgür bey, söyler misiniz lütfen sizce demokrasi nedir?

-(Özgür yere bakarak başını sallar ve derin nefes alarak) Yapmam gereken tarifi mi söyleyeyim, yoksa yapmak istediğim tarifi mi?          

-Pardon anlayamadım efendim!              

-Yani tüm dünyada uygulanan şeklini mi istersiniz, yoksa bizdekini mi?

-Şey… (Başını yana çevirir, kendi kendine söylenir) Eyvah sert kayaya çarptık!

-Ne dediniz? Anlayamadım.

-Şeyy İsterseniz önce yapmanız gereken tarifi alalım.

-Demokrasi hak ve özgürlük demektir. İnsanların; başkalarının haklarını çalmadan kendi haklarını en iyi şekilde kullanabilmesidir.

-Güzeeel! Peki, sizce ülkemizde insanlar haklarını kullanabiliyorlar mı? 

-Bir kısım insanlar kullanıyor elbette fakat bazı insanlarımız sahip oldukları hakları kullanmak istemiyor, yada yanlış kullanıyorlar! Mesela memurlarımız rüşvet alma haklarını en iyi şekilde kullanıyorlar. Sürücülerimiz ise trafik canavarı olma haklarını kullanıyorlar. Yada esnaflarımız 10a aldıklarını 100 e satma haklarını kullanıyorlar Gençlerimiz sorumsuzluk ve saygısızlık haklarını; otobüste sokakta layıkıyla yerine getiriyorlar. Mütahitlerimiz yaptıkları işten çalma haklarını bir güzel kullanıyorlar. Beynamazlar camiye gitmeme haklarını kullanıyorlar. Kısacası soysuzlar; soysuzluk haklarını, hırsızlar; hırsızlık haklarını, ayyaşlar; sarhoşluk haklarını, ahlaksızlar; ahlaksızlık haklarını eksiksiz bir şekilde kullanıyorlar!

-Sözünüzün başında bazı insanlarımızın haklarından habersiz olduklardan bahsettiniz. Kimler haklarını kullanmıyor söyler misiniz?

-Söyleyeyim… Mesela asgari ücretle çalışan insanlarımız zengin olma haklarını kullanmıyorlar. (Reha’ya bakarak) Garip değil mi? Bazı ülkelerde insanlar özgürlük ve hakları uğruna ölürken bizde sahip olunan bu haklar kullanılmıyor!

-(Dudak bükerek) Evet çok garip! Hak olsunda varsın çamurdan olsun! Ama sanırım bu eğitimsizlikten kaynaklanıyor değil mi?

-Elbette… Öğretmenlerimiz de eğitim vermeme haklarını kullanıyor her halde! Ellerinizden öper, bizim oğlan anlattı geçenlerde öğretmeni: “Çocuklar başım ağrıyor masada biraz istirahat edeceğim. Konuşmama hakkına sahipsiniz!” demiş.

-İlginç bir hak doğrusu. Şimdiye kadar Amerikan filmlerinde duyardık. Neyse ki artık bize de gelmiş o hak desenize! Fakat dikkatimi çeken bir nokta var… Sizin de belirttiğiniz gibi bazı insanlarımız da haklarını kullanmak istemiyorlar. Örneğin; Mahkemelerde suçu olmayan suçlularımızın kendilerini savunmama haklan var, fakat beğenmiyorlar. Fakirlerimizin çalma hakkı var istemiyorlar. Hastalarımızın intihar etme haklan var kullanmıyorlar. Üniversitedeki kızlarımızın başlarını açma hakları var fakat ısrarla reddediyorlar. Bazı bilim adamlarımızın başlarını sallayarak maaşlarını alma hakları var kıymetini bilen nerdeee! Birde son zamanlarda kendilerine aslan mı, kaplan mı denen birileri türedi… Güzelim Avrupa ürünlerini ithal etme haklarını kullanmıyorlar. Neymiş efendim; kendileri üreteceklermiş… Bak… Bak… Bak…

-Reha bey sanırım farklı frekanslardan iletişim kurmaya çalışıyoruz… İkimizin de demokrasi anlayışı farklı.

-Ama nasıl olur? Demokrasi tektir, bunun farklısı mı olur?

-Elbette olur. Bizdeki demokrasi değil. RÖMORKRASİ dir. Tıpkı bir römorkun takılı olduğu aracın peşinden gitmesi gibi kim, nasıl isterse peşinden öyle sürüklüyor. Daha sözümün başında tarifini ikiye ayırmıştım. Şimdiye kadar ki konuşmamızda söylemek zorunda bırakıldığım tarifini yaptım. Pek hoşunuza gitti sanırım. Şimdi müsaadenizle yapmak istediğim tarifi yapacağım. Demokrasi; insanların insanca yaşayabilmeleri için, başkalarının haklarına saygı duyarak, sahip oldukları haklarını kullanmaktır. Yani ne kadar hakkınız varsa o kadar da sorumluluğunuz var demektir. Unutmayın ki; sonsuz özgürlükler insanları yalnızlığa mahkûm eder! Kısacası bir hak ancak başkasının hakkına dokunmadığı sürece HAK olur. İnsana sahip olduğu haklar bir lütuf olarak sunulamaz!

-(Reha üzgün bir halde) Rica ederim Özgür bey! Demokrasi olmasaydı burada bu konuşmaları yapabilir miydiniz? Camiden namazdan bahsettiniz. Cami kapılarında kilit mi var?

-O halde anladığın dilden konuşayım. Bir gün gelecek sen ve senin gibilerde bizlerle böyle konuşmama hakkınızı isteseniz de, istemeseniz de kullanmak zorunda kalacaksınız…!

Tek perdelik oyun, ne kadarda uzun sürebiliyormuş değil mi? Ne dersiniz?

osman1

Yorumunuzu Ekleyin